Monday, March 16, 2009
Annemi de alıp gidicem artık..
zaman:
3:37 PM
"Bunu siyasette bir genel başkan söyler mi? Bir politikacı söyler mi? Ama söylüyor. Ben de diyorum ki, tavsiye ediyorum; hiç olmazsa gece 12'den sonra yap bu işleri, çocuklar dinlemesin veya şifreli yayında yap çocuklar dinlemesin. Çocukların ahlakını bozuyorsun. Böyle küfürbaz siyaset olur mu yahu? Açık açık kendini deşifre etti, milletim bunu iyi tanısın, iyi tanısın ki kimin peşinde olduğunu anlasın. Bunu özellikle rica ediyorum ama bizim edebimizde, adabımızda, kültürümüzde, ahlak değerlerimizde bu yok. Ağız tadıyla küfür etmekmiş şuna bak yahu."
AKP Aydın Mitingi, 9 Mart 2009
AKP Aydın Mitingi, 9 Mart 2009
Friday, March 13, 2009
3. nesil I-pod shuffle
zaman:
4:58 PM

Apple, yeni nesil aypod şafılını çıkarmış. Ben, bir önceki modeli alalı daha 2 ay olmuştu halbuki.
Barack Obama seçimden önce verdiği sözleri tutmuyor.
Verilen sözler için:
http://www.dailymotion.com/video/x4gkz8_barack-obama-on-the-late-show_fun
Monday, March 2, 2009
bir sinir törpüsü olarak ikea
zaman:
4:52 PM
Uzun uzun zaman önce, mevcut evimize yeni taşındığımız bir galakside, doğal olarak bir takım eksiklerimiz vardı. biz de her eli ekmek tutan genç gibi soluğu ikea'da aldık. hangi yemek takımı kişiliğimi tamamlar, hangi perde halımızla uyar diye ara tara bir sürü ıvır zıvır aldık. Ama hepsi aksesuar, raf vs. idi. En karmaşığı dümdüz bir tv sehpasıydı. Biri hariç. Cehennemden gelen, iblisin yuvasından çıkmış, fanilerin kanını ve sabrını tüketmek üzere dünyaya gönderilmiş şeytanın baş yardımcısı: aneboda şifonyer..
başta herşey güzeldi. iç çamaşırları, t-shirtler paşa paşa geçiniyorlardı atandıkları yerlerinde. ne bilirim ben aneboda denen iblisin katil bebek çaki gibi önce kendini sevdirme sonra iflahımı kesme merakında olduğunu. en beklemediğim anda hop iç çamaşırı çekmecesi sweatshirt çekmecesinin üstüne oturdu. 4 yıllık mühendislik eğitimi ilk defa bir işe yaradı, içten takılan vidayı dıştan sabitleyecek civata vermedikleri için, vidayı imanına kadar sıkmazsanız zamanla bağımsızlığını ilan ettiğini farkettim.
olur böyle vakalar diyerek yaradana sığınıp acı kuvvetimi tatbik ettim vidalara. hepsi gömüldü 3. sınıf suntaya çıkmamacasına. ben mutlu mesut hayatıma devam ederken aliye rona kılıklı aneboda başıma çoraplar örmeye devam ediyormuş, boyu devrilsin. bi sabah baktım en üst raf yerine mıhlanmış, öldüm allah açılmıyor. çeşitli inceleme ve araştırma çalışmaları sonucunda, kantinci sucuğu inceliğindeki alt tabakanın bel vererek alt rafa düştüğünü, bu sırada sıkışarak trafiği kitlediği sonucuna vardım. zihni sinir formülleriyle çıkardım alt tabakayı, ama reed richards kıvraklığında olmadığımdan yerine takmak için ölümüne sıktığım o vidaları sökmek gerekiyordu. bebek altı değişiştir özeniyle açtım o vidaları, yaptım bunu. altı tekrar yerleştirdim ve her tarafı sıktım özenle. o meşhur vidaları tekrar kanırttım yerlerine, fakat oyun hamurundan imal edildikleri için bu basınca daha fazla dayanamadılar ve tıp dilinde folloş dediğimiz hale kavuştular. bir zamanlar mutlu bir + bulunan vida başında artık bir o vardı. verilen mesaj basit ve açıktı, bu sefer girdim buraya ama bir daha çıkartman gerekirse david coperfield lazım olacak.
bitti mi, tabi ki hayır. aynı işlemi düzenli aralarla altı düşen diğer iki çekmece için yineledim. kendisinden artık hiç hoşlaşmasam da anebodanın sıkılmamış ve sıklaştırılmamış yeri kalmadı. maykıl ceksın bu kadar düzeltmemiştir sağını solunu.
asıl eşeğin genital organlarına su kaçırtan olay o kara perşembe günü değişti, cehennemin gazabı sunta olmuş üstüme yağıyordu adeta. en üst çekmecenin altı yine düştü. sonsuz denemeler sonucunda yalama olmuş vidanın en iyi çay kaşığı dibiyle açılabildiğini keşfettim. aklımdan kuru kafa yıldırım dinamit yumruk vs. geçerek alt tabakıyı yerine yerleştiriyordum ki o çıt sesiyle dünyam karardı, koskoca arka panel bi ufacık çıt sesiyle vida yerlerinden kırılıvermişti. hislerim ancak ailesi doğranmış maksimusunkilerle kıyaslanabilirdi.
aklımdan geçen ilk fikir bu şerefsiz aleti atıp yenisini almaktı ama eşek meftası ağırlığındaki mobilyayı ne yapsaydım, nerelere atsaydım. herşeyi olduğu gibi bırakıp kendimi attım dışarı. En son bu hafta sonu anebodaya yenilmeyeceğime karar verip gittim hırdavatcıya, kırılan şerefsiz arka panel için köşebent, durmadan kendini atan alt paneller için minik piyano menteşeleri, sümük kıvamına gelen vidaların yenilerini aldım. operasyon uzun ve kanlı geçti. fakat seri çekiç darbeleriyle anebodayı dize getirmiştim, aparkattan girdiğim tornavidayla son darbeyi indirdim. yenmiştim anebodayı, ADRİİAAAAAAAANNNN diye haykırmaktan alıkoymadım hiç kendimi. zafer benimdi
ya da bana öyle geliyordu...çekmeceler bitmiş ve yerleşmişti, son işlem, son vida... derken o melun "çıt".
kayan ray olduğu gibi yerinden çıkmış, kaymasını sağlayan yağlı ufacık toplar iç çamaşırlarımın en ücra köşelerine kadar yayılmıştı.

tek bir şey diyebildim: pes
.
Tuesday, February 24, 2009
seviyorum işte
zaman:
5:58 PM
Kendimi bildim bileli lüzumsuz ıvırzıvıra meraklı oldum. Çocukken ev birincilik telleriyle doluydu. Ne işe yaradığı belli olmayan alet edevat hepsi çekmecelerde yığılı duruyor. Seviyorum tek bardaklık mikserleri, müzikli şişe açacaklarını, powerbalları, pilsiz bakır tel sargılı el fenerlerini, hangi çıkıntının fikri olduğu belli olmayan işlevsiz zamazingoları. İşte o yüzden benim disneylandım tchibo.
İlk açıldığından beri her temasına uğramaya çalışırım, kullanacağım belli olmayan ıvır zıvıra bir ton para veririm. Kayak boyunluğu da aldım buradan, boy yastığı da tırnak makası da. Horatio da önünden geçerken mutlaka gireceğimizi kabullenmiş durumda, paşa paşa o tarafa çark ediyor.
Efenim tchibo online satışa başlamış, sonra vay efendim niye söylemedin diye gelmeyin bana. Eski temaların ürünleri genelde, bu da adres: http://www.tchibo.com.tr
Kaygılarımla
.
İlk açıldığından beri her temasına uğramaya çalışırım, kullanacağım belli olmayan ıvır zıvıra bir ton para veririm. Kayak boyunluğu da aldım buradan, boy yastığı da tırnak makası da. Horatio da önünden geçerken mutlaka gireceğimizi kabullenmiş durumda, paşa paşa o tarafa çark ediyor.Efenim tchibo online satışa başlamış, sonra vay efendim niye söylemedin diye gelmeyin bana. Eski temaların ürünleri genelde, bu da adres: http://www.tchibo.com.tr
Kaygılarımla
.
Monday, February 23, 2009
Şaka değil
zaman:
12:28 PM
-Allah rızası için 100 YTL, Allah rızası için 100 YTL, benim adım Fatih.-Benim adım da Recep Tayyip Erdoğan.
-Ben sizi çok seviyorum, Allah da sizi sevsin, 100 YTL, 100 YTL!
-YTL değil TL (para verilir)
Friday, February 20, 2009
Isyanim var!
zaman:
5:15 PM
O seni Facebook'tan poke eder, sen cepten ararsin. O status update'den sadece ikinizin anlayabilecegi ozlu bir durum yazar. Sen cebine mesaj atarsin. O senin BlackBerry'ne e-mail gonderir, sen onun Outlook'una e-mail gonderirsin. Facebook'tan mesaj yollar, sen geri cevap yazarsin. Yoruldum ulan. Telefonun sadece telefon oldugu donemlere donelim lutfen.
Thursday, February 19, 2009
Repertuarlardan çıkması gereken şarkılar
zaman:
10:10 AM
Geçtiğimiz hafta kadim dostum Herbert ile Beyoğlundaydık. Biraz canlı müzik dinleyelim de keyfimiz yerine gelsin dedik. Ancak gittiğimiz yerdeki kardeşlerin repertuarları öyle bilindik, öyle eskimiş şarkılardan oluşuyordu ki keyfimiz kaçtı. Bu arada biz niye bara oturmamıştık sahiden?İşte repertuarlardan çıkması gereken şarkılar listesi (volume 1):
- Losing my religion
- One of us
- Ain't no sunshine
- wonderful tonight
- let it be
- boat on the river
- lady darbanville
- hotel california
- knockin' on heavens
Subscribe to:
Posts (Atom)